Sayfalar

12 Şubat 2026 Perşembe

-

Büyük gece gitmiş, karanlığı da
ve açık yüreği yalınlıkla dökülürken,
kapalıydı nice insan, renksizlikle renklenmiş,
birisi flu iken.
Hisleri yekpare peydahlanmamış bir tanrı şair vardı.
yazılar için yaşayan ve ölümü bilmeyen.
Yürüdüğünde üzerinde kavurucu sıcağıyla,
bastığı toprakta yeşili soldurmak istemeyen.

Melankolinin çeperinde bir yankı ezeli,
oysa o hiç bilmezdi onun için hislerini,
istençleri varlığını tahrip etmişti şairin,
acılarında yorgun şafağın, ruhunun.
Güneşi hiç canlanmıyor, havayı da soluyamıyor.
tanıyamıyor dünyası şairi, oysa bir zamanlar
gözlerini çevirmesi yeterdi.

Dudaklarında denizinin tuzu,
damağında hissetmiyor tadını,
yazgısına daima razıydı, ölü denizinin.
Onu hiçbir zaman göremeyeceği gibi.

22 Ocak 2026 Perşembe

Odna

O, çözülen hayatı sevmişti,
akan suyun ve azalan ağırlığın,
hasret ve açlıkla dolu seyrelen yaşamın,
yollarında yürümüştü dokunana değin.

O, yalnızca başka bir şey haline gelen,
şehvetli ve sonu olan şeylere ilgi duymuştu.
İçmek için ağzı öpülesi can sularında,
bir açgözlü gibi sakındığı kaynağında,
sarhoş edici yok oluşlarında yüzmüştü.

Onun arzuları birden bire vücudundan gitmiş,
derinin altındaki ve damarlarındaki her şey kurumuştu.
Hareketsiz ve cılız vücudu her şeye yabancı gibiydi.
Ölüme değil, varlığa değil;
arzunun nihai aldatmacasına inanırdı.
Onu beklerdi, onu isterdi.

15 Ocak 2026 Perşembe

Çarpık Şiir, Kim "İç"in?

Kavuşmalar içindi mesafeler,
bir başlangıcın yolculuğunda,
engeller ve mertebeler,
elverişsizlikle bezenmiş çizgiler,
sınırların ötesinde tezahürler,
hiçbiri son bulmadı!

Yokluk içindi hüzünler,
Umutlu düşlerin kırıklıklarında,
Bilenmiş olanın kararlılığında,
Karar içindi kayıtsızlık sözcükleri
Belirsizlik içindi;
diyarında yaşadın can akordumun.

Yalnızlık biçilmiş bir pay,
muhakemenin hazin kutsallığında,
gerçeği katletmek yalanlara mahsus.
Her şeyin sonunda buluyor seni,
alıyor kollarına doğmuş bir yavru gibi.

Çarpık önsezi için,
Nice hurafeler için,
inanç çarmıhına germek
beni ve seni 
bir ihtiras için,
bilmezdin dileklerim bir umma için.
Bugün senin için hiçbir anım yok.

1 Ocak 2026 Perşembe

Bir Diyarın Sonsuz Seremonisi

Açılmasını beklemek,
sadece düşlerde saklanan,
bir dileğin sinesinde,
sarmak iç'imde,
bir ilmek için bilmek
ve bilemek seni 
yahut bizi.

İçin içimde içkin,
içim içinde içkin,
bilirim ve biliriz'ler için

Hisler dediğin yekpare
bir gözyaşı gibi dökülmekte,
nasıl bu kadar canlı kalır,
lisana dökülmeyen?

Sen bulutlar üstündeyken,
yerde yeşil küser miydi,
hiç kavuşamayacak olan
yer ve gök için?

Denizin çekildiği odanın içinde
son kapının ardında bekleyenleri,
mırıldanır İlhan,
yalnızca o anlasa da...



*Başka diyarlarda yaşatacağım,
bu ihtirasın seremonisini...*

11 Aralık 2025 Perşembe

Çağ'sızı

Başka bir çağın içindeydi,
kimliksiz bir oğlan,
güncelerden esinlenmiş gibi,
anlamaya çalışırdı yeryüzünde olan biteni.

Düşünceler tutarsız, inayet tutarsız,
her adımda farkındalık yalınlığında,
doğan marazlardan nem kapardı,
daima avuçlarının içine kusardı.

Müphemliğin sarmalında cenk ederken,
hangi insan çabalardı yazgısı için?
İçindeki denizi boğulana kadar içerdi,
Sadece kendi giyotinini bilerdi.

Sürçülisan kanında fokurdayacak,
Yalnızca yazılar ve birkaç şiir için yaşayacak,
müsveddelerden daima zevk alacak.
Yaratmak için yalnız mahsusluk yapacak.

İhya dolu söylem esintileri tenine değecek,
hakikat için niceler dileyecek.
Kara saçları zaman için seyrelecek,
gözleri bir fer için zindan eyleyecek.

Keskin yoksunluk için çırpınacak,
son için başlangıca varacak,
yaşam için kalbini adak ağacına asacak,
sessizlik ve ıssızlıklarla,
bir keşişin kehaneti ile can bulacak.
Varoluşunu sadece kendine saklayacak.

30 Kasım 2025 Pazar

İç Yolsuzu

Tekrarlayışların kinayeli tekerrüründe,
bir biçimdir insan sürekli çember içinde,
kendi içine kusar sürekli dizelerinde,
bir başlangıcın umutlu ertelerinde,
tükenmişlere özgüdür bu uğurda yaşam,
nice sevinçlerin bağrında atan.

Avucunda tutuyorsa ölümü suret,
tanıklar her daim körse şayet,
insan inanmamalı bunca yüke,
hislerin hissizlikle perçinleşmesine,
camdan bir kalbin katledilişine!

Tanrının yedi dağına sığmadı mı insan acep?
Sürüklenir durur dünya diyarında,
arar bir başınalıkla yazgısını,
yaşamın sunduğu el yordamıyla.

Cennet bahçesine sığmadı mı insan acep?
Her çeşit düşün düşkünlüğünde,
elma mıdır kaderi bir Paris gibi
ya da bir Adem gibi?

5 Kasım 2025 Çarşamba

-

Tanımlıyorum ölümü,
bir sonun başlangıcıysa şayet,
başlangıçların umutsuz ertelerinde,
hep ölümlülerdir yenik düşen.

Yollarınca eskittiğin
dünyaya bir serzeniş iken yükün
şimdi kamburlaştırdığı ağaç değil,
mutlak surettir seni büken.

Yaşam kazanlarında fokurdayan
tohumun çatlağında ziftler akan
çemberin kendini yediği,
kabullenişin sonsuz döngüsü!

Şimdi tanımlıyorum ölümü,
zamansızlığın zamanında
yegane istirahattir,
göz kapaklarına mıhlanan.