Sayfalar

22 Haziran 2023 Perşembe

Kırık Şiir

Mutlak bakışın ertesinde,
bir önemi yok gözlerimin,
bir tebessümün.
Bunca kırıklık,
bunca yüzümden düşen parçalar.
Hiç istemedim,
onları görmemeyi,
dile getiremedim.
Buğulu sözcükleri;
ihtişamın tortusunda tükendi.
Bir kıvılcım olsa idi,
Razıydım yanmaya,
ateşinde gözlerinin.

Senin muhteşem gözlerindeki bakış,
bu dünyadaki her dilden daha fazlasını söylüyor.
Karanlık tanrılara adanan bir ilahi gibi.
Onları nerelere gizledim?
Bilemedim.

Fakat şunu biliyorum ki,
kimseyi ilgilendirmeyen detaylardır bunlar.
Bütün düş gücüme rağmen,
onları ne hissediyorum,
ne de görebiliyorum.

Bir daha söylemeyeceğime yemin ettiğim şeyleri söylüyorum.
Toplanan ve patlamaya yüz tutan sızı,
Yüzümde taşıdığım metruk ifade,
Ağzımdan gani gani fışkıran melankoli.
Bana sahip oluyor,
bedenime ve ruhuma.

Sen yine de bakma bana, metin ol.
Yine de bakınma, müsterih ol.

3 Haziran 2023 Cumartesi

Göremedin

Göreceksin,
Masasının üzerinde,
siyah beyaz bir fotoğraf göreceksin.
üzerinde yeşil bir lamba,
kapatılırsa huysuzlaşacak bir adam göreceksin.
Kitaplarını titizlikle koruyan 
ve düzenli rafını göreceksin.
Aklının dört kitaptan ibaret olduğunu göreceksin.
Her sabah uyandığında odasına girip kitaplarını görmeden yapamadığını ve
her sabah cam pervazındaki kaktüsünü suladığını göreceksin.
Müphem tavırlarını göreceksin.
Kara saçlarının çoktan seyrelmiş olduğunu göreceksin.
Sürekli bir güne kafasının takılı kaldığını,
her şeyi zor yoldan öğrendiğini göreceksin.
Şuursuzca dolaştığını,
İnsanlarla konuşunca sıkıldığını göreceksin.
Neşe ve kalabalıktan haz etmediğini,
Onu boğan canavarı göreceksin.
Onun için dünyanın sadece evindeki
dikdörtgen pencereden ibaret olduğunu göreceksin.
Onun ölümü beklediğini fakat
hala hayata inandığını ve
yaşamaya değer olduğunu söylediğini göreceksin.
Defterine yazdığı 11 Ekim'i göreceksin.
Onu altmış yaşlarında göreceksin.
Ve son sözleri şu olacak:
"Altmış yılın sarhoşluğuna soyunup durdum
ve anladım,
kendi evimi darağacım yaptım."

3 Mayıs 2023 Çarşamba

Sanki...

Sanki... sanki hakikati çoktan bulmuşsun lakin bunu kabullenemediğin için gerçeği değiştirmeye çalışıyormuşsun gibi. Sanki tek arzunun bir yalanın yok olmasını istermişsin gibi. Gibiler ve belkiler. Seni tüketen, belki de varlığını sürekli hissettiren, seni yaşatan belkiler. Değişebileceğin hiçbir şey yokmuşçasına, doğduğundan itibaren kodlanmışçasına, Schopenhauer'un dediği gibi yaşamının son evrelerinde tüm hayatının koca bir düş kırıklığı ve yanılgılarla dolu olduğuna. Hepsini belirli zamanlarda görüp hissedip yaşamak gerekirken koca bir deryayı tek yudumda içmiş çoktan hazmetmiş gibi. Yaşamını o ağacın dibine gömüp orada huzurla yaşamasını istermişsin gibi, tüm ceremesini sen çek. O yaşasın, senin bir değerin yok, çünkü elinde tutacağın bir değerin yok. Yaşadığını sanıyorsun, yaşamıyorsun. Çünkü milattan önce öldün. Tüm çırpınışların tekrar yaşayabilmeyi ummaktı oysa ki hiç yaşamı tatmamıştın bile. Düğümlemeden çözmeye çalıştın, koparmak isterken daha da sıkılaştırdın. Yaşadığını sandığın tüm sancıların aslında yok. Onlar hayali bir karakterdi, aynaya bakan yüz, senin değildi, sadece maskendi. Peyderpey dökülen yüzün değil, tüm mimiklerindi. Boşluktan aşağı düşen düşüncelerin değil, bedenindi. Şimdi öldün asıl zihnin başka çağda yaşayacak, özgürce. Şimdi öldün, bedenin yaşayacak o ulu çınar ağacının kalbinde.

22 Mart 2023 Çarşamba

İthafen

 İliklerime kadar işlemiş vaziyette. İlk defa bu denli yoğun biçimde yaşıyorum, bu ayı matem ayım ilan ettim. Dünyevi sebeplerden değil, bir duygu seli ele verdi kendini. Dört duvar benim üzerime değil, ben onun üzerine geliyorum. Gece beni beslemiyor, ben geceyi besliyorum. Ne diyeceğimi bilemiyorum desem de çok şey söylüyorum, dökülüveriyor, bir kağıda. Peki ya dökemediğimi düşündüklerim? Yarıda bırakıp sildiklerim? Onları kim paklayacak?

Aşağıdaki şiirinde aynı kaderi dizelerinde yansıtmakla beraber büyük bir çıkmazı ve koca bir yanılgı silsilesini barındırdığını görürüz.


Dört soylu doğrudan saptım.
Elem seline kapıldım.
Kendimi aşırılıklarıma kaptırdım. 
Heraklitos'un deresinde boğuldum.
Bildim, belki de bilemedim. 
Müphemlik dört koldan sarıldı.
Ben kurtulamadım.

Belki başka bir çağda,
yaşar bir kimse, tüm açıklığıyla döker hislerini,
yaşar sevinçle, yaşar delicesine.


                                                                                               A.S ithafen...



22.10.2022

1 Mart 2023 Çarşamba

Yek Yok'luk

Yek bir yokluğa kavuşacaksam
beni izleme aşkım
güneşin kavurucu sıcağında
Sensizlik bir kor gibi yakıyorsa,
gündüzüm gecemle matemleşiyorsa,
beni izleme madenim
kalbimin sarkacında sallanıyorsam
avare
bu yoz çukura düşmüşse aklım,
kaybetmişimdir bu savaşı.

Kaybolduğum bir tasvir
izbeleşeceksem erkenden
aynaya baktığım ben değil,
aynadır ancak bana bakan,
peyderpey dökülendir yüzüm.

Gün gelecek!
Ben de bileceğim bir hiç olduğunu
hissettiklerimden arta kalan
beni doğuran, büyüten ve
ölmek için yetiştiren muğlak yaşamın.

26 Şubat 2023 Pazar

Bir Kimse

Yoktu ve olmamasına delaletti.
Vazgeçmesi için yaşamayı bilmesi yetti.
Yapayalnız ve kendiyle bunalımda.
Halet-i ruhiyesi sınırda.
Evi, hapishaneye dönüştü.
Zindanı olan yatağa yattı.
Etleri zincirdi,
Varlığının prangası olan ayakları bitaptı.
Günü ıstırap, gecesi figandı.
Ayı mecalsizlik, yılı matemdi.
Hataları ağzına layık,
Bedeni, mimikleri kiralık.
Uğraşları daima kötüye gider diye,
biraz kuralsız ve biraz umarsızdı.
Yeşil ve mavinin bakış açısında,
Keskin yoksunluğu onu bir seraba götürür.
İçinde kendi yokluğunu görür.
Yaşamdan ne istediğini bilmez.
Ne olduğunu bilmediği şeyleri ister.
Kimi zaman onu durduran şey,
bir şeyin onu durdurduğu inancıdır.
Bilinçli hissizliklerine kapılır.
Ölmekten yaşamaya zamanı yoktur.
Ölümünün son eşiğinde;
Kalbine dokunan bir manzaraya şahit olmak ister.

1 Şubat 2023 Çarşamba

Bir İhtiras

Bir hüsrana, bir mateme, bir duyguya
Bir sele kapılıp gidendir benim ihtirasım,
Çözemedim sevginin hiyerogliflerini,
Çözemedim ve taşıdım içimde piramitleri.
Göremedim yüce aşkın düşünü,
Göremedim onun dip görüntüsünü.
Göreceğim her sabah yastığa
bıraktığım pejmürde yüzü,
Göreceğim aykırı tüm hüznümü.
Dinledim iç koyumun zümrüt sularını,
Dinledim deri ve dudağın oluştuğu yerden,
yalnızca benim sahip olduğum iç müziği.
Baktım ve gördüğümü sandım.
Dinledim ve işittiğimi sandım.
Kalbimin derinlerine nüfuz ettiğini sandım.
Bir kırıklığa, bir hasrete, bir yanılgıya
Bir sele kapılıp gidendir benim ihtirasım.