Sayfalar

18 Şubat 2025 Salı

18/09/2024

Yazacak kelimelerin yoksa şayet,
düşünceye ve
aklın kıyısında duran çarpık cümlelere binaen 
Bir kağıda değil,
kusmalısın bir nesneye.

Çünkü kimse bilmez ki senin içindekilerin,
ne halta erecekse bu uğraş verdiğin mütalaa,
bir meridyen gibi çevreledi kalbini,
o ulvi, 
bilmiyorsun.

Sen yine de keskinleş bu beden denen kında
Bir koyun zümrüt suları nasıl kıyıya vuruyorsa,
Bir kıvılcım nasıl bir ateşe dönüşüyorsa,
Sen de müsterih olacaksın bu uğurda.

3 Şubat 2025 Pazartesi

30/07/2024

Bir hayalin ihtişamıyla yaşıyorsa insan,
sıcak düşlerin ardından ve
kaybını kabullenmiş yarınlardan
Sonuçsuz savaşlardan ve
eksik kalan yarımlardan,
bir bütün yaratmaya çalışıyorsa,
ancak bir başınalıktır onu sarmalayan.

Eşelemek artık o gönül defterini,
yapraklarını yırtmaya kıyamayan,
kör bir kimsedir her defasında,
o ulvi sayfayı atlayan 
ve tekrar başa saran 
bu aklın mütalaasında,
bir fiyaskoya imza atan.

İki keşmekeş ortasında,
çapraz ateşte kalan,
Kendini yanılgılarla yenileyen,
o insanoğludur,
hiçbir zaman girdaptan kaçamayan.

22 Ocak 2025 Çarşamba

Antik Ağıt

Nerede o ışık?
Bir hüzmenin gözlerine yansıdığı,
O tabiat denilen anayı besleyen,
Hades'in nefret edip yerin altına kaçtığı,
O ilahi yansıma?

Gaia'dır oysa ki yücelten,
bir tohumun varlığında,
Hayat veren toprak,
Ölen Lakedaimon'luyu içine aldığı gibi,
Alır mıydı insanın zavallı yazgısını?

Yahut bir avcının beklediği o beyaz gövde,
Ortaya çıkıncaya değin,
O soft ışık mıdır aklımıza habis düşünceleri mıhlayan,
ya da kalbimizde gedikler açan?

İnsan denklemlerin karmaşasında,
Hüznünü yansıtır mı Lethe'nin yüzü gibi bir suya,
ya da gözlerinden taşan yaşlara?

9 Ocak 2025 Perşembe

-

Oysa gece,
Zihnin gündüz düşüncelerini katleder,
Ket vurur boğazında düğümlenen kelimelere,
Kendi notalarını besteler,
Sen dinlersin onu uykuya yenik düşünceye dek.
Sonra yine aynı döngü,
Kahrolasıca sarkaç seni mahveder.
Sen aklının ve bu yaşamın hengamesinde,
Oradan oraya sallanır durursun.

Düz yollar sana uzak,
Engebeli ve çetin yollar,
Bu yoldan dize gelirsin,
Kanında her şey,
Her şeyi zor yoldan öğrenirsin.

Artık mesken belledin,
yaşamını
ve yaşamın sana tattırdığı yazgıyı,
Sırtında taşıyacaksın biriktirdiğin,
Ölü yüküne değin...

1 Ocak 2025 Çarşamba

Tecelli

Zamanın sınırlarını zorlayan bir zihin ne ise,
senin tutumların, istençlerin,
bir türlü kabullenemeyişlerin yıktı o tabakayı.
O hala yaşayan dokunulmazlık abidesi her ne ise,
senin var etmeye olanak tanımadan bıçak gibi kestiğin,
göğüs kafesinde muhafaza edemediğin o geçkin,
her zerresini hissedebildiğin o lütufkâr yücelik,
nebulanın gözyaşlarında yıkanan o keşiş cübbesini,
üzerine giydiğin her an, yediğin yine kendi yüreğin.
Ama artık bir son bulmalı bu cebelleştiğin,
güneşle günlerce savaştığın, ay ile kucaklaştığın,
yorgun bir savaşçının kınında uyuyan kılıcın,
intihara meyilli bir berduşun emekliliğidir artık,
uğraş duyduğun tecelli,
yarınlara bıraktı tekrar sürükleyişini.

24 Aralık 2024 Salı

Soluk Tutku

Bütün ömrüm böyle geçecekse,
eğer sen narin şey,
gözümün önünde filizlenen,
bir hayalin esirinde,
eğer sen narin şey,
bir duygunun bağrında atan,
o yakıcı tenin nasılsa,
nasıl değiyorsa tenime,
Seni besleyeceğim akıncaya dek,
damarlarımda gezinen kanı.

Oysa bu pranganın içinde,
debelenen ben değilmişim,
hislerimmiş yekpare sana dökülen,
aklım ve kalbim bir sarkaç olmuş,
ortasında zincirdir bizi boğan,
ya da elleridir boğazımıza sarılan.

Şimdi güneşin yakıcılığında
ya da ayın soluk ışığında,
kavuşan iki dünyadır
ve bana ölüm,
sana yaşamdır açılan.

10 Aralık 2024 Salı

-

İşte yine gün bitiyor,
karartısında yılgın akşamın,
derme çatma evinde yaşadığın,
yattığın yatağının,
yastığında ölü bir yüzün,
tükenen bitkin bedenin.
içindeki o kara boşluğa,
sen miydin naralar atan,
ya da o boşlukta kaybolan?