Sayfalar

1 Ocak 2025 Çarşamba

Tecelli

Zamanın sınırlarını zorlayan bir zihin ne ise,
senin tutumların, istençlerin,
bir türlü kabullenemeyişlerin yıktı o tabakayı.
O hala yaşayan dokunulmazlık abidesi her ne ise,
senin var etmeye olanak tanımadan bıçak gibi kestiğin,
göğüs kafesinde muhafaza edemediğin o geçkin,
her zerresini hissedebildiğin o lütufkâr yücelik,
nebulanın gözyaşlarında yıkanan o keşiş cübbesini,
üzerine giydiğin her an, yediğin yine kendi yüreğin.
Ama artık bir son bulmalı bu cebelleştiğin,
güneşle günlerce savaştığın, ay ile kucaklaştığın,
yorgun bir savaşçının kınında uyuyan kılıcın,
intihara meyilli bir berduşun emekliliğidir artık,
uğraş duyduğun tecelli,
yarınlara bıraktı tekrar sürükleyişini.

24 Aralık 2024 Salı

Soluk Tutku

Bütün ömrüm böyle geçecekse,
eğer sen narin şey,
gözümün önünde filizlenen,
bir hayalin esirinde,
eğer sen narin şey,
bir duygunun bağrında atan,
o yakıcı tenin nasılsa,
nasıl değiyorsa tenime,
Seni besleyeceğim akıncaya dek,
damarlarımda gezinen kanı.

Oysa bu pranganın içinde,
debelenen ben değilmişim,
hislerimmiş yekpare sana dökülen,
aklım ve kalbim bir sarkaç olmuş,
ortasında zincirdir bizi boğan,
ya da elleridir boğazımıza sarılan.

Şimdi güneşin yakıcılığında
ya da ayın soluk ışığında,
kavuşan iki dünyadır
ve bana ölüm,
sana yaşamdır açılan.

10 Aralık 2024 Salı

-

İşte yine gün bitiyor,
karartısında yılgın akşamın,
derme çatma evinde yaşadığın,
yattığın yatağının,
yastığında ölü bir yüzün,
tükenen bitkin bedenin.
içindeki o kara boşluğa,
sen miydin naralar atan,
ya da o boşlukta kaybolan?

5 Kasım 2024 Salı

Henüz Kaybetmediysem

Neden müzmin gecelerde,
kapımı çalan sen değil de
seni kurduğum düşlerindi?

Neden muğlak gecelerde,
kapımı çalan sen değil de,
Ruhumdaki yokluğunun matemiydi?

Bilmem ben aciz yazar,
Kelimeleri bir araya getirir de,
Seni getiremez kendisine.

Ey yalnızlığı gözlerime perçinleyen gece,
Bul onu olduğu gibi,
Kanat gözlerimin içinde,
Ufkunda göreyim güneşimi,
durağanlaşan zamanın ötesinde.

Eğer göremezsem onu gözlerimde,
Bir yırtıcı hayvanın pençesinde,
Prometheus'un kalbini yiyen kartal gibi,
Defalarca yedireyim sana kendi yüreğimi.

26 Ekim 2024 Cumartesi

Bir İç Sesin Reddiye Artıkları

Sırça bir kalbin barındırdığı ışık
ve yansımasında yanan göğüs kafesim,
saçılan ışık değil de,
Ya olsaydı gözlerim?

-Elemi görürdü elbet Lethe'nin deresinde yaşayan.
Gözleri gözlerim gibi!-

Aklım artık yalnızca ayaklarıma emir veriyor,
Yollarında eskittiğim yine sözlerim.
Zincire vurulmuş yine hecelerim.

"En sevdiğim şeylerin en derinlerinden yarattım onu
ve onu anlayamıyorum."
Artık ışık, karanlığı aydınlatmak zorunda değil.
Artık gözlerim, sürekli yeryüzünde bakmak zorunda kaldığı şeylerden kaçınmak zorunda değil.
Artık ayaklarım, aynı sona ulaşmak zorunda değil.
Artık aklım, düşünce mapushanelerinde çürümek zorunda değil.

2 Eylül 2024 Pazartesi

Düşmenin Düşü

Düşüyorsun işte yakarışların kuyusuna,
Tüm insanların istediği sana seriliyordu,
Tüm insanların düşlerinde yaşayan aşkı,
Sen bitirdin bir birliği ikiye bölerek.
Sen tadını alamadan tükettin,
Çünkü nasıl yaşatacağını bilemedin.

Kurduğun o kır hayallerini,
Çınar ağacını,
Pencerenden görünen mavi gerçekliği,
Yücelttiğin ihtirası,
Sen boğarak öldürdün ellerinle.

Şimdi şikayet etmenin sırası değil kanınca,
Çünkü damarlarından akan sarmaşık,
Artık boynunu aşmış ve aklını darağacında asmış,
Sen ise çırpınıyorsun yeni doğan yavru gibi,
Çünkü bilmiyorsun yaşamın sana ne getirdiğini.



                                                                                  21.02.2024

11 Ağustos 2024 Pazar

Hiç Kimse

Sokuluyor yine yalnızlığım
eskittiğim bu kalbimde,
ölülerin gözleri oynar,
tasvirleri gözlerimde parlar.

Bir zaman sonra görünür mü?
Yoksul zamanlarda yarattığım,
bir başınalık portresi
ya da bir çırpıda resmettiğim,
kimsesizliğim.

Gelir yine yalnızlığım,
gecenin karanlığında,
karanlıktır düşlerimi aydınlatan,
Görünürde hiçbir şey yok,
Hiç kimse yok.