Sayfalar

4 Eylül 2025 Perşembe

İthafen IV

Dün bütün gün seni bekledim,
gelmeyeceğini söylemişlerdi.
Halbuki tam bir tatil havasıydı,
palto bile giymeme gerek kalmamıştı.

Gördüğümde onu,
gözlerimdeki damlalar,
soğuk toprağa karıştı.
bana bahşedilen yağıyor,
gerçekten sen miydin?

Kasvetli ve bulutlu gökyüzü,
içindeki maviyi bize açar mıydı,
yahut içimdeki denizin,
mavi koyuluğuna karışır mıydı?

Dünyanda bana ölüm yok,
ve ben, kalbinin ağını çekenlerden biriyim;
ölümsüzlük geçip giderken,
ben senin evinde yaşıyorum.

Şimdi bize bahşettiği yağmur yağıyor
ve saat çok geç oldu.
Sözcüklerim seni yakalayamaz,
ellerim silip paklayamaz...


                                                                    A.T ithafen...

7 Ağustos 2025 Perşembe

İsimsiz*

Söylemlerin değildi hislerimin ortasına
yelkenler açan,
varlığındı rüzgarları yaratan.
Esenlik dileyen gözlerin,
nasıl da ağlardı kara toprağa?

Göçüp gittin bilinmezliğe,
dizginleri bıraktın elemlere,
ölene değin sürdüler,
senden arta kalan fotoğrafı
gözlerime.

Şimdi olsaydın yanımda,
nasıl da okşardım saçlarını,
bedeninin gidişi değil de,
sonsuza dek;
sesinin gidişi miydi kulaklarımdaki?
Sahi,
seni nasıl kaybettim...

11 Temmuz 2025 Cuma

Yitirdiğim.

Verilecek kararlardır,
aynı sonuca çıkacağını bildiğin,
seni ölesiye boğan.

Öngörünün tezahüründe,
kararlılığa bilendiğin,
kayıtsızlığa sıkı sıkıya bağlanmak istediğin,
her an,
yaşam vermek isteyen savaşın
ortasında buldun,
bir sevincin dimağında arta kalan.

Thich Quang gibi yakabilirdin kendini,
eğer o keşiş cübbesini giyebilseydin.
Sen giyemedin,
şiirlerine giydirdin.

Şimdi o vakittir,
çürümüş kalbinin ağlarından kendini bıraktığın,
kirpiklerinden sallandığın,
boşluktan aşağıya baktığın.

Son bulmadı tükettiğin,
bir soluk veremeden,
nice düşün acısında,
bildiklerimdir;
yitirdiğim.

17 Haziran 2025 Salı

Yeşil Sekte

Dolaştığın upuzun kırların,
meltemin hafifçe estiği,
gün ağarırken yola koyulduğun,
güneş tepedeyken gölgesinde,
serinlediğin ağacın,
batmaya değin dinlediğin müziğin,
içinde barınan iç sesinin,
akordu nekes
hiçbir zaman ele vermediği aklının,
bilincindedir kalbin.
Tınıların bucağında huzur,
yeşerttiğin,
o yeşil anımsama.

Karanlık,
uzanıyor önünde kapkara yanılsama,
siyahlarla savaşırken,
sen miydin beyazın etrafında,
geçmişte yitirdiğin buruk tatları arayan?

Kucağında yitireceğin vakte değin,
yaşamın özünde klasik,
umar mıydın gündüz içinde nefes alan?
Metanetin tükendiğinde;
sen değil miydin bir anaforun içinde boğulan?

31 Mayıs 2025 Cumartesi

Si'bir

Bir kaçış ertesinde akşama değin,
Tan ağarırken muhafaza edebildiğin,
benliğine kalan yegane ıstıraptır;
zihnine mıhladığın makus yazgın.
Çünkü ne zaman sokulsan kendini evin hissettiğin,
duvarları odanın içine kusan,
seni dışarıda ve içeride başkalaştıran
habis düzenin karşısında
bir savaşın ortasında
yüreğine saplanan şarapneller ihanet dolu.
Her muharebeden canlı çıkmana rağmen
hınçla kalktığın lanet günlere
ve bitmek bilmeyen ömrüne
ve söylenilen onca söze,
külfetin -kabullenişin- el verdi.

Şimdi o günün zamanı dondurduğu geceye götürün beni,
zamanın kanunu değil,
ancak bir benzerim öldürebilir beni.

3 Mayıs 2025 Cumartesi

Hiç için Ağıt

Böyle habersiz bırakılan zamanlara binaen,
zamansızlığın zamanında biriken,
gözyaşlarımdan toprağa yekpare dökülen,
dört koldan saran elem rüzgarlarına rağmen;

Nerede olursan ol,
yıllardır anımsarım seni,
ilk gün ki sesini,
güneşin ışıldayarak sunduğu bu yüz,
suratımdaki kasvetli karanlığı paramparça ederken,
kalbimin ortasındaki kurumuş pınara,
can suyu veren bu cananı,
nasıl arayabilirdim bir başka tenlerde?

El yordamı bir hayat,
katil kisvesinde gülümserken geleceğine
nasıl da bir başkası,
yeşil bir yol çizer hayatına?
-
Nerede olursan ol,
bu miskin dört duvar arasında,
yıllardır hayaletin canlanır,
yıllardır hasretim huzurlu durgunluğuna,
yıllardır hasretim sana...



                                                                                  09.11.2024

22 Nisan 2025 Salı

07/11/2024

Onu bu zincirle var eden,
Kelimelerin zindanında sürünüyorsa insan,
Kendi canavarıyla boğuşmasından,
galip çıkan hangi kimsedir?

O yaradılışında isyan eden
ya da
kendi kendini yiyen bir yamyam mıdır?
Yoksa gerçeğin ne olduğunu bilip, bunun sıkıntısını çekip,
bunu değiştirmeye çalışan bir ahmak
bir düzenbaz mıdır?
ölse,
Tanrısı vicdan azabı çeker miydi?
Sevdikleri ağıt yakar mıydı?
Katlettiği aklı ona küfürler eder miydi?
Yoksa yok ettiği ömrü ona lanetler eder miydi?

Belki bir zaman gelir.
Hekate'nin de dediği gibi,
Ondan doğan düşünceler,
yeni diyarlar oluşturur,
ve bu yarattığı yaşam sanrısı,
yeniden oluşur...

Belki bir zaman gelir.
Dünya Ruhu'nun dediği gibi,
Yaşamın içinde yatan anlam,
kadim bir döngüden ileri gelendir.
Her şey, ıstıraptan ibarettir.